8 Aralık 2011 Perşembe

daraldım. anlamını bile bilmiyorum tam olarak bu eylemin ve eylem sonucu vukuu bulan hallerin. bilmediğim hisler içinde debelenmekteyim. bir yerlerde hala taşan duygular ve ruhlar var, eminim.

artık büyüdüm. emin olduğum şeyler var. mesela ne kadar uzağa gidersen git kendinden gidemeyeceğin gerçeği.. mesela kime oy verirsen ver gene de bok püsür içinde yüzmeye devam edeceğimizin gerçeği. mesela, mesela ile örnek verdiğini sanarken, aslında daha önce hiç düşünmediğim, aklıma o anda gelen düşünceleri yazdığım gerçeği. ne kadar çok gerçek. daraldım.

kabına sığamamak durumu değil sanırım bendeki. ben sadece bir zamanlar güzel, hoş, aydınlık, ve mutlu(?) olarak yaşadığım kabımdayım hala. ama bu sefer yetmiyor. bu gidişle bir dünya yetmeyecek bana ve sanırım bağırsaklarım evrenin en ücra köşelerine saçılacak, patlamamdan hemen sonra. patlasam da kurtulsam diyemiyorum elbette. ben yaşamayı seviyorum. buna bazen ben de şaşırıyorum ama ben gerçekten yaşamayı seviyorum sanki.

geçen bi reklam gördüm. eski mi yeni mi bilmiyorum fakat etkiledi gerçekten(biliyorum, reklamların amacı da kitleleri etkilemek zaten). tt'nin yeni bi uygulaması varmış, muhtemelen körler için. arıyorsun telefonun diğer ucundaki zamazingo sana romanı okumaya başlıyor. roman; suç ve ceza-dostoyevski.

raskolnikov... ne güzel unutmuştum ben seni. bütün pişmanlıklarımı, bütün nefretimi aslında seninle gömmüştüm toprağa. üstelik gerçekten gömmüştüm yani, okuduktan sonra seni gerçekten toprağa vermiştim. senin baş dönmelerinde, ani öfkelenmelerinde, soğukkanlılıkla kurduğun sonrada dehşete düştüğün planlarında... her şeyinde biraz da ben vardı. ben seninle beraber kendimi gömmüştüm trakyanın humuslu toprağına. sonra, en beklenmedik anda hobaa diye çıkageldin. oysa mutluydum sensiz. amına koyayım senin.


o değilde, ane brun aynı mati. ablası gibi sanki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder