2 Eylül 2011 Cuma

deliriş

şuna yakın bir şekilde başladı;


"hasssiktiiir"

tam olarak buydu aslında. bakkal hüsamettin ekmeğin tanesini 40 kuruşa alıp 60 kuruşa satıyordu, okuldaki beden öğretmeni yeni gelen topların ambalajını dahi açmayıp saklıyor, öğrencilere eski patlak, yarık topları veriyordu, babam para yok bisiklet misiklet yok diyordu fakat rakının şişesine 30 lira para veriyordu, annemin sürekli bir tarafları morarıyordu ya da kırılıyordu fakat her seferinde merdivenlerden düştüğünü söylüyordu, dayım kaybolup kaybolup iş gezisi diyordu, çok büyük türkiye cumhuriyeti aslında o kadar da büyük değildi ve sokakta yaşamak zorunda kalan insanlar aslında suçlu dışlanmış ya da tercihleri sonucunda orada bulunan insanlar değillerdi, kardeşim sandığım kadar masum değildi(benim misketleri çalmış ibne), kuzenim özgür gazetecilik yapmadığı zamanlarda bambambambaşka işlerle meşgulmüş, uzaktaki kardeş vatan azerbaycan'daki kardeşlerimiz(?) aslında sandığım kadar kardeş değilmiş bizlere, aslında orta asyandan bir kısrak başı gibi uzanmamışız anadoluya ve atalarım dediğim insanlar makedonyalılarmış............




hassiktir.


farkındalık. hassiktirle devam eder ve sigara dumanında beden bulur. fazlası delirtir.

sorgulamalar sonucudur. sorguladıkça batılır. batıldıkça durulamaz ve sakat ruhlu arkadaşlar edinilir. onların ruhuna sakat denilirken kendininki hepten kötürümleşir. battıkça batarsın ve müziğe ve bir kaç insana ve yaşamaya ve alkole ve sigaraya ve boka ve püsüre ve "ve" bağlacına sarılırsın.


battıkça batarsın, adına deliriş dersin. her biri hassiktir ile devam eder. eder de eder. eller titrer. sonrasında bir sigara daha.


deliriş?

alayının amına koyabilmektir.

şıpsevdi yazıları gibi saçma sapan bir şeydir.


aşk,
boka püsüre batmaktır bazen.
falan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder