21 Şubat 2012 Salı

gün batımında kızarmış kızılderililer,
güneşi göremeden taşaklarından tavana asılmış zenciler.
şişman kadın şarkılarındaki gibiydi hayat,
ilişkilerse katmandu ekmeği kadar bayat.
*beyaz tavşan gelmeden*
durmak, susmak, devam etmek değildi çözüm.
bir paket sigaraya ya da bir bardak çaya tavdı özüm.
öldüm, doğdum, büyüdüm
sen sus, sen doğur, sen savaş, sen öldür.
*beyaz tavşan gelmeden*
aptal bir espri kadar kokmuş bir orospuyu da sen öldür.
methten kokan bağırsakları,
alkolle sulanmış bir mideyi.
sigarasızlıktan titreyen parmakları,
soğuktan morarmış ayak tırnakları.

hepsini jülyen doğra ve kaynat bir kazanda,
tabağı süsle mario'nun mantarlarıyla.

beyaz tavşan gelmeden.. beyaz tavşan gelmeden.

annene sorma hangisi diye,
aldırma, o artık annen değil diyene.
25 kiloluk bir baltayla intihar etmenin imkansızlığını bırak yere.
istersen baltayla birlikte atla dördüncü kattan buz tutmuş zemine.
beyaz tavşan gelmeden.

dökülen süt dişlerinden fazla adam öldürdün,
beyaz tavşan duymamıştı olanları ama sen, geri döndün.
tavşan dişlerin sallanıyor.
beyaz tavşanın eli kulağında, bu sefer sana geliyor.

kaç! koş! nefes nefese kalana kadar,
zaten ne kalmış şurada,
yaşayıp yaşayabileceğinin hepsi, beyaz tavşan kokunu alana kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder