bombay'da bir sokak çocuğunun gözyaşlarıydı aldığım nefesler, ve terk ediyordu trenler garı teker teker. sonrasında her daim gelen manasız hüzünler, her bir takip eder. son. the end. this is the end, my beautiful friend.
sonun gelmeyişiydi aslında düşüşleri manidar kılan. batış demek daha doğru bir tabir aslında ama okunan bütün kitaplar ve izlenen bütün filmler kadar bir hayal gücü değildi sahip olduğum. sahip olduğum en gerçek şeydi aslında hayal dedikleri. sanki hala beş yaşındaymışım gibi. beş yaşında kadar kırılgan, beş yaşında kadar yorgun ve beş yaşında kadar meraklı. bir sonraki sonun ne getireceğini mevlam dedikleri bilir fakat sonun sonu gelmediğinden sona doğru giderken yolun yeniden başlangıç istikametinde olabilir ve başlangıç dediğin aslında hiç başlamamış bir yolculuğun sonu olabilir. yol ile gidilen istikametler tükenmez zira pusula sapıtmış, yol tozlu. i m dust under your feet diyor çocuklar. beş yaşındaki bir çocuk kadar tükenmiş ve beş yaşında manidarlığını taşıyor boynundaki parlak, bollywood filminden fırlamışçasına.
hüzün o diyarlarda parlaktır, yüzden tezattır her bir renk ve nihayetinde bir renk mızıkası çıkar ortaya, feri gitmiş gözlerin renksizliğine tezat. bir tezatlar ülkesinden bir diğerine uzanır insan, aslında hep vardır o tezatlar görmesini bilene. bir de oto-kontrol dedikleri "şey" var ki, başını başka yöne çevirirsin her bir evsizi gördüğünde. fersiz gözler, titreyen eller, bok püsürle sıvanmışçasına duran bir kaç beden büyük tişörtler.
kimse diyemez o insanlar hayatlarından memnun, ve "mut"lular. kimse dememeli o insanlar yürüdükleri yolun taraftarı. onlar ancak hayal günü dahilinde kurduğumuz dünyalarda gülüyorlar. sahra'nın bir köşesinde unutulmuş yaşı beş olan ve dökecek gözyaşlarını çoktan tüketmiş bir çocuk ne kadar gülebilirse bombay'ın çocukları da o kadar güler reality dediklerinde ve bizim dünyamızda reality bir show programı.
real iti dedikleri şey işte... ancak tanık olunca gerçekliğini bedeninde hissedebilirsin. gerçekten o zaman sarsılabilirsin. "vatan bir bütündür, parçalanamaz"...
vatan içinde bir vatan daha var. ülke içinde bir iç ülke. bir de yollar. kafadan 18 saat. ancak yolun yolcusu olduğunda tanık olabileceğin, pamuklara sarılmış bir halde büyüdükten sonra, yanaklarını soğuk ısırdığında doğunun bir şehrinde, ancak o zaman gözyaşı döker hayal dünyandaki beş yaşındaki çocukçuklar.
beş yaş? bence hüzün damlıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder