18 Kasım 2011 Cuma

lost

http://www.youtube.com/watch?v=MUXGJJDlxu0


gözlerini açtığında uyanır uyanmaz, gördüğün rüyanın kalıntıları zihninin delhizlerindeyken hala, pastel bir tabloyu andırır tependeki tavan. işte o an. kendine nerede olduğunu sorabilirsin ya da iyileşip iyileşmediğini, eğer ölümün kementi boynuna atılmış da doktor üç ayın var demişse. ya da sağlıklısındır banvit tavukları kadar.. neyse ki kfc'ninkiler gibi fazladan dört bacağın yok.

belki... belkilerle başlayan cümleler hiç sıkıcı gelmez bir süre sonra ve aslında yaptığın hayatla bağdaşan o yolda yürümek, yol almak değildir. belki de kaçıyorsun. herkesten ve her şeyden. belki afrika, belki latin amerika. duraklarında yüzünü bir daha hiç görmeyeceğin insanlar... edward norton'ın dediği gibi tek kullanımlık. en iyi orgazm belki de tek kullanımlık prezervatiflerle yapılanlardadır. belki de tek kullanımlık fotograf makineleri kaydını tutar yolculuklarının. ya da bir günce edinip adını bir delinin notları koyarsın.


belki belki belki, sana ait olmayan bir başlığın altını doldurmaktır, hayatının amacı.. amaç? amaçsız kalabilmek de olabilir sonuna kadar. sonun gelmeyeceğini bilerek hatta. ayağın takıldı. artık çok geç bazı şeyler için ve düşüyorsun işte. sen de ben de. ben senim. sen bensin. sen... kaybolan hayallerimin uğrak duraklarından biriydin. belki vaktinden sonra gelen, sevdalı bir yağmur gibi diye devam edebilirdim. ama yersiz romantizmalar bayıyor artık. mektup yazıyorum bir de.

sanırım kendime de yazmalıyım vasiyet tadında. hatta belki bir evlat tadında. bir hayat var yaşanacak, roman tadında. durgun ya da akıcı, sessiz ya da gürültülü. belki, belki demekten vazgeçeceğiz bir gün. belki, yanlışımızın farkına varacağız ve göreceğiz yürürken yanyana, hatta belki kasımda; devirmeye cümlelerden başlamamalıydık.

beyaz derilerinin altında kararmış ruhları görebiliyorum. kömür gibi. benden iyi faşist olmuyor işte. siyahını da seviyorum öyle. kapkara ruhlar.. bir çöle tepeden bakan devasa bir dağın bir mağarasına sığınmış, her şeyden ve herkesten kaçabilmiş. kendi içinde kaybolmuş ruhları görebiliyorum artık. çevremde o kadar çok var ki onlardan. mutluluk sadece bir temenni onlar için, çocukluklarının kartpostallarına yazılan. huzur varsa ne ala diyen insanlar tanıyorum ben, ve yalnız olmadıkları takdirde huzurlu olan. oysa sevin dedi tanrı! değil mi? seviyorlar. tek yapabildikleri o zaten. şizofren adımlarıyla yürüyorlar sokaklarda ya da hiç çıkmıyorlar dışarı.


bir mp3 dolusu hayal bazen yeter de artar eğer kaybolmuşsan yeterince. nerede, kiminle fark etmeyebiliyor bazen. sadece kaybolmaya gör. sonrası forever. bir de kararmış ruhların birlikteyken yaşadıkları yalnızlıklardaki ulumaları, renkli rüyalar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder